Moda’da Travesti Röportajı: İçtenlik İçeren Bir Yayın

Moda’da Travesti Röportajı: İçtenlik İçeren Bir Yayın

Moda’da bir röportaj yapmak için özellikle sessiz bir yer aramaya kalkarsanız işiniz biraz zor. Bir tarafta kahvesini alıp sahile yürüyenler, diğer tarafta köpeğini gezdirenler, ara sokaklardan gelen müzik sesleri… Biz de sessizlik aramaktan vazgeçip semtin kendi sesini röportajın bir parçası yapmaya karar verdik.

Buluşacağımız kişi kendisini Deniz olarak tanıtıyor. Uzun süredir İstanbul’da yaşayan Deniz, Kadıköy’ü iyi bildiğini söylüyor ama konu Moda’ya gelince yüzündeki ifade biraz değişiyor. “Buraya her geldiğimde başka bir sokaktan yürümeye çalışıyorum,” diyor. Ardından gülerek ekliyor: “Yine de sonunda aynı yerlere çıkıyorum.”

Konuşmanın başında klasik bir soru-cevap havası var. Birkaç dakika geçince masadaki telefonlar kenara bırakılıyor, kahveler soğumaya başlıyor ve hazırladığımız soruların sırası karışıyor. Aslında röportajın daha samimi hale geldiği an da tam olarak burası.

Moda’da Başlayan Sıradan Bir Öğleden Sonra

Deniz’le buluştuğumuzda hava ne tam güneşli ne de kapalı. Moda’nın ara sokaklarında zaman zaman denizden gelen rüzgâr hissediliyor. İnsanların çoğu kendi telaşında. Birkaç masa ileride iki kişi hararetli biçimde konuşuyor, kapının önünde bir kedi uyuyor.

“Böyle yerleri seviyorum,” diyor Deniz. Nedenini sorduğumuzda cevabı oldukça basit:

“Kimsenin kimseyle fazla ilgilenmediği ama herkesin birbirinin varlığını kabul ettiği yerlerde daha rahat hissediyorum.”

Bu cümleden sonra sohbetin yönü değişiyor. Hazırladığımız sorulardan uzaklaşıp İstanbul’da gündelik hayatın nasıl hissettirdiğini konuşmaya başlıyoruz.

Deniz’e göre Kadıköy’ün en sevdiği tarafı sürekli değişmesi. Aynı sokağa birkaç ay sonra geldiğinizde yeni bir dükkân görebiliyor, yıllardır açık olan küçük bir işletmenin hâlâ yerinde olduğunu fark edebiliyorsunuz. Bu değişim ona biraz kendi hayatını hatırlatıyormuş.

“İnsanların Önce Beni Tanımasını İstiyorum”

Röportajın ilerleyen bölümünde konu doğal olarak kimlik, tanışma ve insanların ilk izlenimlerine geliyor. Deniz burada biraz düşünüyor. Cevap vermeden önce kahvesinden bir yudum alıyor.

“Bazen insanlar hakkınızda sizi tanımadan bir hikâye yazmış oluyor,” diyor. “Sonra siz o hikâyenin aslında doğru olmadığını anlatmaya çalışıyorsunuz.”

Bu nedenle yeni biriyle tanışırken mümkün olduğunca doğal davranmayı tercih ettiğini söylüyor. Kendini uzun uzun açıklamak yerine sohbetin kendi akışında ilerlemesini daha doğru buluyor.

İnternet üzerinden tanışmanın da benzer bir tarafı olduğunu düşünüyor. Bir profil fotoğrafı, birkaç cümle ve kısa bilgiler karşıdaki insan hakkında fikir verebilir; ancak bunların hiçbiri gerçek bir sohbetin yerini tamamen tutmuyor.

Bir Profil Bir İnsanı Ne Kadar Anlatabilir?

Buradan hareketle Kadıköy travesti profilleri ve çevrim içi tanışma kültürü üzerine konuşuyoruz. Deniz’in yaklaşımı oldukça net: Profil bir başlangıç olabilir ama kişinin tamamı değildir.

“İnsanların kendilerini anlatırken biraz daha rahat olması gerektiğini düşünüyorum,” diyor. “Herkes çok etkileyici görünmek zorundaymış gibi davranıyor. Oysa bazen sevdiğin bir şarkıyı veya pazar sabahı ne yapmaktan hoşlandığını söylemek seni daha iyi anlatıyor.”

Gerçekten de ilan ve profil sayfalarında benzer cümlelere sık rastlanabiliyor. Deniz’e göre doğal bir açıklamanın farkı burada ortaya çıkıyor. Kusursuz görünmeye çalışan bir metinden ziyade kişinin günlük hayatından küçük ayrıntılar içeren bir profil daha samimi bulunabiliyor.

Moda Sokaklarında Kısa Bir Yürüyüş

Kahveler bittikten sonra röportaja masada devam etmek yerine biraz yürümeye karar veriyoruz. Moda’da bunu yapmak zor değil. Birkaç dakika içinde kalabalık bir caddeden daha sakin bir sokağa geçebiliyorsunuz.

Deniz hızlı yürüyenlerden değil. Vitrinlere bakıyor, karşıdan gelen köpeğe yol veriyor, eski bir apartmanın girişindeki taş işlemeleri fark edip duruyor.

“İstanbul’da yürürken yukarı bakmayı unutuyoruz,” diyor.

Gerçekten de birkaç saniye sonra hepimiz başımızı kaldırıyoruz. Altında defalarca yürüdüğümüz binaların balkonlarını ilk kez görüyormuşuz gibi oluyor.

Moda’yı sevmesinin nedenlerinden biri de buymuş. Semtin bazı sokaklarında yeni ile eski yan yana duruyor. Bir köşede yeni açılmış küçük bir kahve dükkânı, birkaç bina ileride yıllardır aynı yerde duran bir esnaf bulunabiliyor.

Kadıköy’de Tanışmak Neden Farklı Hissettiriyor?

Deniz’e göre bunun tek bir cevabı yok. Kadıköy’ün kalabalık olması bir taraftan anonimlik sağlarken diğer taraftan sosyal hayatın canlı olması yeni insanlarla karşılaşmayı kolaylaştırabiliyor.

Moda, Bostancı, Caddebostan ve Fenerbahçe gibi bölgelerin kendi ritimleri olduğunu düşünüyor. Aynı ilçe içerisinde birkaç kilometre ilerlediğinizde bile çevrenin havasının değişebildiğini anlatıyor.

Bu durum çevrim içi aramalara da yansıyor. Moda travesti profillerini inceleyen biri özellikle bu bölgedeki kişilere ulaşmak isteyebilirken başka bir ziyaretçi Bostancı veya Caddebostan çevresindeki içeriklere bakabiliyor.

Fakat Deniz’e göre konumdan daha önemli bir konu var: iletişim biçimi.

“Bir insanın size nasıl yazdığı bazen profilindeki bütün bilgilerden daha fazla şey anlatıyor. İlk cümleden itibaren saygı varsa sohbet zaten başka ilerliyor.”

İnternette Samimiyet Mümkün mü?

Bu soruyu sorduğumuzda hiç düşünmeden “Tabii ki mümkün” cevabını veriyor. Ardından küçük bir şart ekliyor: İnsanların sürekli başka biri gibi görünmeye çalışmaması gerekiyor.

Sosyal medya ve ilan platformlarının insanları kendilerinin daha kusursuz bir versiyonunu göstermeye teşvik ettiğini düşünüyor. Fotoğrafların seçilmesi, açıklamaların defalarca değiştirilmesi veya günlük hayatta kullanılmayan cümlelerin profil metinlerine yazılması bunun örneklerinden bazıları.

Deniz ise küçük kusurların insanları daha gerçek yaptığını düşünüyor.

“Mesela ben mesajlara bazen geç cevap veriyorum,” diyor ve gülüyor. “Eskiden bunu kötü bir özellik gibi görüyordum. Şimdi profilime yazsam daha dürüst olur diye düşünüyorum.”

Güncel Profiller ve Gerçek Bilgiler

Çevrim içi platformlarda önemli konulardan biri de bilgilerin güncel olması. Aylar önce hazırlanmış ve artık geçerli olmayan açıklamalar iki taraf açısından da gereksiz bir iletişim trafiğine neden olabiliyor.

Bu nedenle Kadıköy travesti ilanları içerisinde yer alan profillerin zaman zaman kontrol edilmesi ve değişen bilgilerin güncellenmesi daha sağlıklı bir kullanım sunabilir.

Deniz de özellikle konum ve iletişim tercihlerinin güncel tutulmasını önemli buluyor. “İnsan hayatı değişiyor,” diyor. “Altı ay önce yazdığın bir şey bugün seni anlatmayabilir.”

Röportajın En Zor Sorusu

Sohbetin sonlarına yaklaşırken Deniz’e basit görünen bir soru soruyoruz: “Kendini üç kelimeyle anlatır mısın?”

Bir süre düşünüyor.

“Üç kelime çok az,” diyor.

Biraz daha bekliyoruz.

Sonunda “Meraklı, sakin ve bazen kararsız,” cevabını veriyor.

Son kelimeden sonra hepimiz gülüyoruz. Çünkü yaklaşık bir saat önce hangi kahveyi sipariş edeceğine karar vermesinin birkaç dakika sürdüğünü hatırlıyoruz.

Belki de röportaj boyunca aradığımız içtenlik tam olarak bu küçük anda ortaya çıkıyor. Büyük cümlelerde değil; kişinin kendisiyle ilgili küçük bir ayrıntıyı rahatça söyleyebilmesinde.

Moda’da Akşam Yaklaşırken

Sohbet bittiğinde planladığımız sürenin çoktan dışına çıkmışız. Moda sokakları biraz daha kalabalıklaşmış, kafelerin masaları dolmaya başlamış. Deniz sahile doğru yürüyeceğini söylüyor.

Son bir soru soruyoruz: “Bu röportajı okuyacak birine ne söylemek istersin?”

Bu kez uzun süre düşünmüyor.

“Birini tanımadan önce onun hakkında karar vermemeye çalışın. İnsanların görünen kısmından çok daha uzun hikâyeleri var.”

Sonra vedalaşıyoruz.

Moda’da başlayan bu sohbetin sonunda elimizde klasik anlamda kusursuz bir soru-cevap röportajı yok. Bazı sorular sorulmadı, bazı cevaplar planladığımızdan çok daha uzun sürdü ve konuşmanın birkaç yerinde konu tamamen başka yerlere gitti.

Fakat belki de iyi tarafı buydu.

Çünkü insanların kendilerini rahatça anlatabildiği sohbetler çoğu zaman hazırlanan soruların dışına çıktığında gerçek bir hikâyeye dönüşüyor. Moda’da travesti bir bireyin günlük yaşamından, Kadıköy sokaklarından ve yeni insanlarla tanışmanın küçük ayrıntılarından oluşan bu öğleden sonra da bize tam olarak bunu hatırlattı.

Sonuçta bir profil fotoğrafının arkasında birkaç satırlık açıklamadan çok daha fazlası var. Bazen bunu görmek için gereken tek şey, kahvenin soğumasına izin verecek kadar uzun bir sohbet.